kalk yerine yat
bir yaz daha bitti işte. mütedeyyin insanların ramazan'ı sağ salim bitirip "hayırlısıyla bir kere daha görmek nasip oldu" demeleri gibi, yaz için hislerim tıpkısının aynısı.
bu yıl da 'nasip oldu'. bu yıl da sabah günışığı daha yatakta yatarken dürttü, denize girdik, karpuz yedik, ıslak saçla aman sinüzit olup yataklara düşer miyiz diye korkmadan dışarılarda açık havalarda gecenin körüne kadar oturduk.
ben bu yaz biraz daha pervasız olabilmeye yaklaştım. (oldum diyemem, gidecek yolum uzun). ama daha sık 'öeff canımı mı alacaklar' diyebildim.
bugün eylül'ün 9'u. aydın'ın kurtuluşu. eskiden, bulunduğun yer için büyük önem taşıyan tarihlerin başka yerler ve zamanlarda bir detaya dönüşmesi, ne tuhaf şey di mi? bazen de değil. hayat böyle.
bugün gündem beni çok boğdu. son 20 yıldır falan böyle de. biraz artarak geldiler bugün. oysa pek de çaktırmadım kimseye. böyle oluyor zaten: sanki beni pek etkilememiş gibi sandığım şeylerin birden aslında içten içe temas ettiğini, ne bileyim sırtıma vurduğunu, dirseğiyle bana çarptığını neden sonra hissediyorum.
burada, salonun tam köşesinde otururken geldi birden. geldi mi gitmiyor. bazen de böyle.
yazı düşünüyorum, ne çabuk geçti diyorum; bir daha ne zaman gelecek ki diyorum (zaman algım artık çok hızlı değişiyor), bu sene kışın kar yağacak mı acaba diyorum, yarın neye uyanacağız acaba diyorum.
benden başka birilerinin başka şeyler bilmesini, birinin gelip bana 'tamam biz onu düşündük, sen kafana takma' demesini bekliyorum, beni bu kurtaracakmış gibi geliyor.
oysa
olmayacak, biliyorum.
o yüzden kendimi uzanıp yanaklarımdan öpüyorum ve yatmaya gidiyorum. uyuyamayacağımı biliyorum ama olsun.
bazen, bile bile de olsa bir şeyleri yapmaya devam etmek...
di mi ama ya?
e.
.jpeg)