"dayanamıyorum artık, ağaç olmak istiyorum, su olmak istiyorum"...


bu aralar hep sabah 4 gibi uyanıyorum, neden ben de bilmiyorum...
o gece de sabaha karşı yine uyanmış, uyumaya çalışırken vazgeçmiş, bari haberlere bakayım demiştim. keşke demeseydim. 
Tarık Akan ölmüş diye okudum, twitter'a baktım, birkaç tweet gördüm, 'aman' dedim, 'yine kimbilir ne asparagas haber peşinde millet', umursamadım. sabahın ilk saatlerinde hala ayakta kalmanın verdiği yorgunlukla sızmışım. sonrası kötü haberin tez duyulduğunun kanıtı...
Tarık Akan veya Ferit yokmuş artık. Akciğer kanserinden ölmüş. 
Oysa biz, bir nesil, onun filmleriyle şenlenmiş, Pazar akşamları yaşanan okul günü sendromunu onun tok sesiyle, camgöbeği kazağıyla aydınlanan mavi gözleriyle atlatmış, Hababam'da o çıktığında kulaklarımıza varan ağzımızla ekrana bakmış durmuştuk...
şimdi artık boşluğa yenileri eklendikçe boşluk giderek büyüyor. tek yapmaya çalıştığımız ise, boşluğu diğer güzelliklerle doldurmaya çalışmak...artık elde ne varsa...







Bu blogdaki popüler yayınlar

your heart is beating, isn't it? you're not in chains, are you?

everything was beautiful, and nothing hurt.