her yaz baska baska dertlerimiz olurdu da bu yaz baska yerlere surukledi hayat bizi.
bu sefer, her birimiz, belki de hic olmadigi kadar sorguladik pek cok seyi, yasamlar film seridi gibi akti gecti gozlerimizin onunden.

bense bu sureci, ne zamandir uzerinde calistigim; daha birakin cirakligi, kapidan iceri adim atmayi bile basaramadigini dusunen avare bir ruh olarak, icsel surecim icin bir an olarak gormeye karar verdim: asiri tepkilerden kacinacak, cok sinirlenmeyecek, cok ofkelenmeyecek, cok uzulmeyecek, butun "cok"lardan mumkun mertebe kacacak ve sansliysam bir dinginlige ulasma yolunda bir adim da olsa atacaktim.

yasam ogrenmeyle devam eden, sonsuz bir surec. 33 yasindayim. hayatimin onemli bir kismi okulda, okuyarak, yazarak, kafa yorarak gecti- hala geciyor, hala hic bir sey bilmiyorum, hala ogrenmeye devam ediyorum.

ancak, kendini hic bilmeden, hic bir an bile duraksamadan butun 'yanit'lara sahip oldugunu dusunen bur guruh var ki onlari gorunce agzim acik kaliyor, aklim almiyor. kibrinden kurtulamayan, her seyi bildigini dusunen, kimseye saygi duymayan, mutsuzlugunu kaniksamis, digerlerini de mutsuz etmeye ant icmis bu guruha aciyorum, ne biliyim, baska da bir sey diyesim yok pek. gidip otede yasasinlar varolussal krizlerini...

peki ne olacagiz biz? bunun yaniti da, diger pek cok sey gibi, bende yok. ama ariyorum. zaten guzel olan da bu degil mi? gidilen yer degil, yolculugun kendisi...

yolculugumuz keyifli, ic huzurumuz bol olsun.
gokte yildizimiz, bahcede kusumuz, balkonda cicegimiz, cantamizda kitabimiz hic eksilmesin.

" ....bizim isimiz belki de
      nilufer cicegi ve cagimiz arasinda
      hakikat sarkisinin pesinde kosmaktir"
        sohrab sepehri


Bu blogdaki popüler yayınlar

your heart is beating, isn't it? you're not in chains, are you?

everything was beautiful, and nothing hurt.