Kayıtlar

Eylül, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

teneffüs.

Resim
yarın okulun ilk günü. bir gün, her günkü oyunlarını oynamaya ve öğle uykularını uyumaya ve salça ekmeklerini yemeye devam ederken çat diye neden önlük denilen bir kıyafeti giyip evden uzaktaki okul adındaki bir kalabalığa götürüldüğünü anlamayan, anlayamayan, neden bunu yapmak zorunda olduğunu sorgulayan ama bir yanıt bulamayan, korkan, çok korkan, çok çok çok korkan, geriye dönmek için ne yapması gerektiğini düşünen ama buna da bir yanıt bulamayan, evden, oyuncaklarından, hep oynadığı bahçeden ve sokaktan ve balkondan ayrılıp başka bir yere gitme düşüncesi tarafından sarsılan, 'gocuğunun' cebinde dün akşamdan kalan bebeğinin biberonunu elini cebine attığında fark eden, sevinçle o oyuncak biberonu bütün gün elinde tutan, o oyuncaktan güç alan, onu zorla oraya alıp götüren şeyin karşısında bir güç kazandığını hisseden, eve döndüğünde okul denilen yerden hiç bahsetmeden anneannesiyle sessizce oturup varlığına geri dönmeye çalışan  tüm çocukların adına,  hala,  ...

yara.

Resim
' yaraya gülümsedim, her sabah. yarayı önemsedim'. yaralarınızı sevin. onlar sizi siz yapan şeylerin başında. siz.siniz. heps ile.

şu an. şimdi.

Resim
blogum da kişisel günlüğüm gibi; ne zaman ki koşturmuyorum, nefeslerimi hızlı hızlı geçiştirmiyorum, o zaman bir vesileyle aklıma geliyor ve hemen gelip iki satır da olsa bir şeyler karalamak istiyorum. ve işte, yine geldim sevgili internet güncem. esasında seni benim dışımda kimsenin okumadığına yıllar boyu çok emindim. ta ki bir çok sevdiğim biri bana kendini belli edinceye dek. ne güzel, di mi? eskiden (fiziksel günlüğümde de, buradaki blogumda da ) olan biten neyse bir tarihyazar gibi, bir kütüphaneci gibi her şeyi kronolojik olarak yazma arzusu içerisindeydim, sanki yazmadıklarım hayatımda olmamış, beni ben yapan şeylerin arasında yokmuş gibi korkuyorum herhalde; kimbilir? sonrasında- yetişememekten, bazen de olan biteni, hissettiklerimi kabullenmemekten ve bunu istememekten- bunu yapmayı bıraktım. hem zaten zihnimiz, belleğimiz, olmadık yerde burnumuza çalınan bir kokunun bizi çat diye yıllar öncesindeki tam da o ana, yere, kişiye götürmesi bunun için değil miydi? ...