'ne yaptım biliyor musun? daha çok şarkı söyledim'...
şimdi yazacaklarım, bu blogda diğer yazdığım her şeyden daha absürt ve inanması zor olacak sevgili okur, seni uyarıyorum. (ki hatırlarsan, zamanında benim dışımda kimseye ulaşmadığını düşündüğüm bu blogda 2016'da temmuz'da yaşanan o garip durumu yazmış ve o zamanlar bunun belki de en garip şeylerden biri olduğuna inanmıştım... peh...evren gerçekten de insanı şaşırtmayı seviyor.)
aralık 2019'da uzakdoğu'da bir virüs çıktı ve sonra (buraları aşırı hızlı geçiyorum) bütün dünyaya yayıldı. şu anda evlerimizde oturuyor, dersleri uzaktan anlatıyor, dışarıya yemek ve ilaç almak dışında hiç çıkmıyoruz.
sabahları kalkıyor, günümüzü bir şekilde geçiriyor, akşamları da uyuyoruz.
gönüllü karantina diyoruz buna. birileri bizler hayatımızı idame ettirebilelim diye işlerine gidip gece gündüz çalışırken bizim yaptığımız en fazla dışarı çıkıp virüsü daha fazla yaymamak oluyor. düşünüyorum da, hayatta her şeyin tanımı ne kadar da kolay değişiyor.
fedakarlık, zorluk, sıkıntı, lütuf, dert vs...
eh durum böyleyken herkes evlerinde, ama sanal dünyalarda hiç olmadığı kadar aktif...sessizlik kentleri ve sokakları ele geçirmişken instagram, zoom, o sanal kanal senin bu podcast benim; insanlık yeni bir şeye doğru evriliyor: daha önce dikkati kreşteki bir çocuğunkine eşit olduğundan hiç bilmediği yeni bir oluş hali. bazıları öyle isyanlarda öyle sıkılıyor ki...
aklıma 'sıkıntıdan kaçınmak, en önemli amaçlarımızdan bir tanesi' diyen susan sontag geliyor hemen.
bunları böyle yazdığıma bakmayın tabi; ben de ilk başlarda var oluş krizlerinin kapısından döndüm. ilk günlerde kendisinize sınırsızca yemekten önce çukulata yeme izni verilmiş çocuklar gibi sabahtan akşama kadar kahve içtim; demledikçe demledim. sonra hayatı sürekli koşturma ve çalışma ve işle tanımlanmış ve özdeşleşmiş olan bana işte göklerden inmiş bir tatildi bu! aman allahım! sonra şehir değiştirme yasakları geldi, sonra okul kapandı, sonra iple çektiğimiz, hayatımızı anlamlandırdığımız yaz ve seyahat planları muğlaklaştı derken....
şimdi en büyük ödevim ne biliyor musunuz? düşünmeden anda kalmak. şimdi, burada. yarını düşünmeden, konrol etmeye çalışmadan..
bu sürede okuduklarım:
marion milner- kendine ait bir hayat
huzur- ahmet hamdi tanpınar (bir daha)
tutunamayanlar- oğuz atay (bir daha)
gidelim olric...
